Yeni kazanç sektörü: Banka Faizi!

Türkiye’de cumhuriyet ilanından sonra yapılan tüm sanayi ve tarımsal kalkınma ataklarıyla büyük ekonomik devrimler yaşandı. Üreten insanlarla Türk ekonomisi kıtlık zamanlarını geride bırakarak büyük bir istikrara sahne olarak yoktan nasıl var olunuru üreterek gösterdi. Şimdi ise durum farklılaştı. Cumhuriyetin 100. yılını kutlanmaya hazırlandığı dönemlerde Türk vatandaşları için cazip yeni bir kazanç kapısı açıldı. İşte onun adı İslam’ın yasakladığı fakat git gide rağbetin arttığı “Faiz” oldu!

Değerlendirme: Deniz İşisağ

İstatistik çalışmalarla Türkiye nüfusunun yüzde 99.2’lik kısmını müslümanların oluşturduğu gövde gösterisi olarak sunulsa da dini görevlerini yerine getirme konusunda tablonun bu kadar parlak olmadığı göze çarpmaktadır. Müslümanlar’ın dini emirleri yerine getirme alışkanlıklarının zayıflığı iktisadi konularda da baş göstermiş olması finans ve ekonomi araştırmalarımızda dikkatlerden kaçmayacak düzeyde bir yazı konusu olmasına vesile oldu. Sanayi kalkınmasında dışa bağımlılığın esası ile yine de büyük atılımlar yaparak köylerin boşaltılması sonucu hem şehirdeki nüfus planını sistemsiz artmasına sebep olarak köylerde ortaya konulan tarımsal üretimlerin neredeyse durma noktasına getirdi. İnsan vücudunun ihtiyacı olan sağlıklı beslenme formülün tüm türevlerini karşılamaya yeten köy ürünleri, genç ve dinamik nüfusun etkisizliği ile neredeyse durma noktasına getirirken bu ihtiyaçları temin etmek için sanayi devreye girerek yapay köy ürünleri imal edildi.

Ürünün satış şekli ve kolay ulaşılırlığı satışları arttırsada köy ürünlerinin sanayi tezgahlarında seri üretimlerle yeniden yapılandırması ile ortaya çıkan verimsizlik gözardı edildi. Kısır döngülerle büyük şehir hayatının koşuşturmaları arasında Türk milleti bu kalite farkını görmezden gelerek şehir yaşamına devam etti ve ediyor. Üretim kalemlerinde giderek sıkışan sektör yatırımları ve ürün/hizmet satışlarındaki daralma tüm ekonomik düzeni etkileyerek dışa bağımlılık artması kaçınılmaz oldu. Dışa bağımlılık sayesinde döviz cinsi borçlanma tüm gözleri dolar ve euro para biriminin yükselip düşmesi ile iflasların, krizlerin, ve konkordato ilanlarının bolca anıldığı 2018 yılı Türkiye’si ortaya çıktı. Ekonomik daralmayı kısaca özetleyebileceğimiz bir yazı hazırlama niyetinde olmasakta makalenin ana konusu olan “Faiz”e nasıl bulaştığımıza değinmek adına kısa notlara ihtiyacımız vardı diye düşünüyorum. Sermaye sahiplerinin daha önce fırsat gördüğü sektörlerde makineleşme veya ürün/hizmet üretimlerinin altyapılarını oluşturma konusunda ellerindeki paranın yatırıma dönüşmesi hem ülkenin katma değer üretimine katkı sağlaması açısından hem de işsizlik sayısında oluşturucağı iyileşme formülü ile nice aileye iş imkanı doğurması bakımından oldukça önemli bir gelişme olarak göze çarpardı. Saygı görürdü sermayedarın sektörlerde yaptığı yatırımlar.

Yabancı yatırımcıların Türkiye pazarında yer alacağı sektörlerde ortaya koyduğu döviz ile ülke kalkınması bir soluk kazanırdı. Şimdi tüm ekonomik istikrar mekanizmaları kitlenmiş ve bu banka faizlerinin artmasına sebep olmuştur. Elinde parası olan yatırımcılara ilave olarak yastık altında ufakta olsa parası olan vatandaş bile bankaların verdiği faizlere rağbet ederek parasını sanayi veya tarım sektörlerinde riske atmadan bankalara teslim ederek aylık veya yıllık faizleri alıyorlar. Bu çark o kadar büyümeye başladı ki; evini satıp bankaya yıllık faize para yatırarak gelen yüksek gelir ile kirada oturan vatandaşların olduğu gözlemlerimizin en büyük payını kapsıyor. Şimdi bankaların açıkladığı faiz oranlarına tek tek bakalım ve belirteceğimiz oranları 100.000,00 Türk Lirası üzerinden ve 1 aylık vade farkı ile değerlendirelim:

  • Alternatif Bank; Yıllık yüzde 24,00 Faiz oranı ile yatırımcısına 1.690,68 TL. kazandırıyor.
  • ING Turuncu Ekstra’lı Turuncu Hesap; Yıllık yüzde 23,50 Faiz oranı ile yatırımcısına 1.654,36 TL. kazandırıyor.
  • Halk Bank; Yıllık yüzde 20,50 Faiz oranı ile yatırımcısına 1.432,19 TL. kazandırıyor.
  • HSBC Bank E-Mevduat; Yıllık yüzde 20,00 Faiz oranı ile yatırımcısına 1.397,26 TL. kazandırıyor.
  • Akbank Direk Vadeli Hesap; Yıllık yüzde 18,00 Faiz oranı ile yatırımcısına 1.265,22 TL. kazandırıyor.
  • Enpara.com Vadeli Mevduat Hesabı; Yıllık yüzde 17,50 Faiz oranı ile yatırımcısına 1.222,60 TL. kazandırıyor.
  • Deniz Bank E-Mevduat; Yıllık yüzde 16,50 Faiz oranı ile yatırımcısına 1.152,74 TL. kazandırıyor.
  • İş Bank Şubesiz Vadeli Mevduat; Yıllık yüzde 13,85 Faiz oranı ile yatırımcısına 967,60 TL. kazandırıyor.
  • Garanti Bankası E-Vadeli Hesap; Yıllık yüzde 7,75 faiz oranı ile yatırımcısına 541,44 TL kazandırıyor.

Evet, bankaların sadece bir aylık süre ile 100.000,00 Türk Lirası karşılığında verdiği kazanç payları bunlar. Tabiki hem yatırılan tutar ve vade süresi uzaması ile daha çok kazanılacağını söylemeye bile gerek yok. Bir örnek verecek olursak; evini 350.000,00 Türk Lirası’na satan bir vatandaş parasını sadece 1 yıllık vadeli hesaba yatırdığında İng Bankası tarafından verilen yüzde 23,50 dilimindeki faiz karşılığı olarak 80.388,00 TL kazanmış olacak. Bu rakamın aylık karşılığı ise 6.699,00 TL olarak karşımıza çıkıyor. Bu para ile güzel bir daire kiralayabilir, ortalamanın üstünde mutfak ve genel giderlerini garantileyebilir ve bir yerde çalışmasına gerek olmadan asgari ücretin üstünde bir aylık kazanç elde edebilir. İşin en iyi tarafı ise ana parasının güvence olarak her zaman risksiz bir şekilde hesabında kalacağını bilerek hayatını çalışmadan devam ettirebilir. İşte “Faiz” için yeni bir sektör dememizin sebebi yukarıda saydığımız tozpembe görülen kazanç sebepleri… Faiz uygulaması ne ülkemizin ekonomik sorunlarıyla yeni ortaya çıkmış bir uygulamadır ne de daha önce hayatımızda gündem konusu olmayan bir yöntemdir.

Faiz insanoğlunun ticaret serüvenine başladığı yıllardan beri var. Fakat bu topraklarda yaşayan insanların dini hassasiyetlerinde ortaya koyduğu disipline aykırı. Ekonomik krizlerin devreye sokulmasıyla hayatımıza yüksek oranlarla tozpembe bir kazanç kapısı olarak sokulan faiz uygulaması eriyen sanayi ve tarım üretimimizin yok oluşunu hızlandıracak bir yöntemdir. Bu yöntem ile sanayici fabrikalarını kapatmaya, çiftçimiz tarlalarını sürmeye, besicimiz hayvanlarıyla vedalaşmaya devam edecektir. Risk almadan, üretmeden yeni kuşakların ihtiyacı olan bilgiler ve beceriler yok olup giderken borçlanmalarımız sürecektir. Son olarak, domuz etinden tiksindiğimiz kadar faiz uygulamasından da tiksinmeli ve elimizdeki ürün/hizmet kalemleriyle ülke ekonomisi için katma değerli işler üretmeliyiz.

YORUM YAZ